İçeriğe atla

sert

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi سرت sözcüğünden devralındı, Farsça سرد (sard) sözcüğünden.

Heceleme

[düzenle]
  • (')

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

sert (karşılaştırma daha sert, üstünlük en sert)

Image
Sert bir mermere işleme yapan adam.(1) Mermerin yüzeyi o kadar sert ki adam alet kullanıyor. (2)


Image
Adam, çok sert vuruyor. (4)
  1. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, yumuşak karşıtı; bek, berk, pek, katı.
    • Image Sert tahta
  2. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
    • Image Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor. T. Buğra
  3. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı.
    • Ağrı'nın havası çok serttir.
  4. Güçlü, kuvvetli.
    • Güneş yine sertti ama başım gölgedeydi.
      — Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, s. 113, Can Sanat Yayınları
  5. Etkisi şiddetli ve keskin olan, hafif karşıtı.
    • İçki düşündüğümden sert.
      — Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, s. 69, İletişim Yayınları
    • Cabernet Sauvignon adlı bir üzüm çeşidinden yapılan, dünyanın en sert şaraplarından biridir.
      — Süleyman KAYMAZ, 2025, “Sahaf Hazları”, Kitap-lık, 238. sayı, s. 114
  6. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
  7. Gönül kırıcı, katı, ters olan.
  8. Hırçın, öfkeli, hiddetli olan.
  9. (mecaz) Titizlikle uygulanan; sıkı.
    • Sert bir yöntem.
  10. (dil bilimi) tonsuz.

Belirteç

[düzenle]

sert

  1. Hırçın, öfkeli, hiddetli olan.
    • "Zaten Atatürk'ün ne vakit öfkesine kapılarak herhangi bir kimseye karşı herhangi bir sert harekette bulunduğunu kim hatırlar?" - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Çeviriler

[düzenle]

belirteç

Çeviriler

[düzenle]

sert

Kaynakça

[düzenle]


Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe särt (särt).

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: sert

Ön ad

[düzenle]

sert

  1. sert

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki