fena
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: fe‧na
Köken
[düzenle]Ön ad
[düzenle]fena (karşılaştırma daha fena, üstünlük en fena)


Sokrates, o dönem fena bir insan olarak görüldüğü için ölüme mahkûm edildi. (5)
(belirteç): Ölümü izleyen insanlar da bayağı fena. (1)
- kötü
- Rüşvet aslında fena şeydir fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir. - Burhan Felek
- üzücü
- Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki... - Halide Edip Adıvar
- İstenilen ve gereken nitelikte olmayan kimse.
- Fena bir öğrenci.
- Hoşa gitmeyen, rahatsız edici.
- "Fena günler yaşadığına inanmak için bin şahit lazım." - Refik Halit Karay
- Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan:
- Siz fena adamsınız, odanıza geldiğime bin kere pişman oldum. - Peyami Safa
Belirteç
[düzenle]fena
- çok
- Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor. - P. Safa
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]fena değil, fena sayılmaz, fena etmek, fena gözle bakmak, fena olmak, fenasına gitmek, fena vurmak, fenaya çekmek, fena yaparım, fena yapmak, fenaya sarmak
Türetilmiş Kavramlar
[düzenle]Köken 2
[düzenle]Ad
[düzenle]fena (belirtme hâli fenayı, çoğulu fenalar)
- (ölüm) ölümlülük
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]Türetilmiş Kavramlar
[düzenle]
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "fena" maddesi
Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Ön ad
[düzenle]fena
- fena
Kaynakça
[düzenle]- Etymological Dictionaries - Andras Rajki
İsveççe
[düzenle]Ad
[düzenle]fena