İçeriğe atla

fena

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: fe‧na

Köken

[düzenle]

Arapça

Ön ad

[düzenle]

fena (karşılaştırma daha fena, üstünlük en fena)

Image
(ön ad): Vandalizm, fena bir eylemdir. (1)
Image
(ön ad): Fena bir resim. (2)

Sokrates, o dönem fena bir insan olarak görüldüğü için ölüme mahkûm edildi. (5)

(belirteç): Ölümü izleyen insanlar da bayağı fena. (1)

  1. kötü
    • Rüşvet aslında fena şeydir fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir. - Burhan Felek
  2. üzücü
    • Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki... - Halide Edip Adıvar
  3. İstenilen ve gereken nitelikte olmayan kimse.
    • Fena bir öğrenci.
  4. Hoşa gitmeyen, rahatsız edici.
    • "Fena günler yaşadığına inanmak için bin şahit lazım." - Refik Halit Karay
  5. Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan:
    • Siz fena adamsınız, odanıza geldiğime bin kere pişman oldum. - Peyami Safa

Belirteç

[düzenle]

fena

  1. çok
    • Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor. - P. Safa

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

fena değil, fena sayılmaz, fena etmek, fena gözle bakmak, fena olmak, fenasına gitmek, fena vurmak, fenaya çekmek, fena yaparım, fena yapmak, fenaya sarmak

Türetilmiş Kavramlar

[düzenle]

fena hâlde, fena kalpli

Köken 2

[düzenle]

Arapça

fena (belirtme hâli fenayı, çoğulu fenalar)

  1. (ölüm) ölümlülük

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

fena bulmak

Türetilmiş Kavramlar

[düzenle]

fenafillah


Deyimler

[düzenle]

fena hâlde, fena gözle bakmak

Çeviriler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türk Dil Kurumuna göre "fena" maddesi


Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Arapça

Ön ad

[düzenle]

fena

  1. fena

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

İsveççe

[düzenle]

fena

  1. (anatomi) kanat, yüzgeç