sakin
Görünüm
| Ayrıca bakınız: sakın |
Türkçe
[düzenle]- Heceleme: sa‧kin
Köken
[düzenle]Ön ad
[düzenle]sakin (karşılaştırma daha sakin, üstünlük en sakin)
- Hareket etmeyen, kımıldamayan.
- Dingin olan; durgun, sakince.
- "Sakin, mütevazı ve kalabalıktan kaçan ruhunu incitmemek için onu, birkaç kişi ile sırtımda ebedî makamına ben götürdüm." - Ahmet Hikmet Müftüoğlu
- sessiz.
- "Dinlenmek için otelimizden daha sakinini bulacağınızı ummam." - Sait Faik Abasıyanık
- Kimseyi rahatsız etmeyen.
- Sakin bir hafta sonu geçirdi. Evine gelen giden olmadı.— Eylem ATA GÜLEÇ, 2024, Yanımda Kal, s. 23, Yapı Kredi Yayınları
- (kişilik) Kolayca sinirlenmeyen; sinirsiz.
- "Vücudu, yüzü, bütün hareketleri sert fakat silik ve sakindi." - Halide Edip Adıvar
- Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş.
- "Sesi dinlediği müddetçe sakin ve uslu duruyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- (iskân) Bir yerde oturan.
- "Öğle uykusuna dalmış yalı sakinleri. Rehavet çökmüş." - Abidin Dino
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı: "sakin"
- Türk Dil Kurumuna göre "sakin" maddesi