12 Ağustos 2009 Basın Özeti

Guardian gazetesi, İngiltere'deki şirketlerin, ekonomik kriz ortamında daha fazla yabancı işçi alımına ağırlık vermeye başladıklarını yazıyor. Bu konuda hazırlanan rapor, İngiliz işçilerin sektör dışına itilebileceği kaygılarını doğurdu.
"İngiltere'de her 12 işverenden biri önümüzdeki bir kaç ay içerisinde yabancı işçi alma hazırlığı içinde. Bu konuda hazırlanan bir rapora göre, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birinin yaşandığı bu
dönemde işçi talebinin azalmasına rağmen işverenlerde böyle bir eğilim gözleniyor.
"Resesyonun İngiltere vatandaşı olmayan işçilerin ülkelerine geri dönmeleri sonucunu doğuracağı düşünülüyordu, ancak CIPD adlı kalkınma kuruluşunun raporu, 2008'in ilk çeyrekleriyle 2009'da yabancı işçi sayısının arttığını, İngiliz
çalışanların sayısında ise azalma olduğunu ortaya koyuyor.
"İngiltere merkezli Çözüm Vakfı ise bu durumun en çok düşük gelirli haneleri vuracağına dikkat çekti."
'Genç, yetenekli ama işsiz'
Independent gazetesinin manşeti: genç, yetenekli ama işsiz...
Gazetenin manşetten yer verdiği habere göre İngiltere'de her beş gençten biri işsiz ve ülke genelinde işsiz sayısının 2 buçuk milyonun üzerinde çıkacağı tahminleri yapılıyor.
"Hükümetin açıklayacağı verilere göre İngiltere'deki iki buçuk milyon işsizin bir milyonu 25 yaşın altında - bu da ülkedeki genç nüfusun beşte biri demek. Veriler, bir yıl içinde işsizliğin -yüzde 50'lik bir artışla- 800 binden fazla arttığını
gösteriyor. Bu durum, ekonominin her sektöründe gözleniyor.
"Ekonomi uzmanları, ayrıca resesyona karşı dokunulmazlığının olduğu düşünülen kamu sektöründe de iş kesintilerine başlanabileceği uyarısında bulunuyor.
"Uzmanlar, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın seçim çağrısı yapabileceği son olası tarih olan Mayıs ayından itibaren 3 milyon kişinin işsiz kalabileceğini düşünüyor.
İngiltere Merkez Bankası da bugün Enflasyon raporunu yayımlamaya hazırlanıyor. Bu rapor, bankanın ülkenin ekonomik görünümüne ilişkin değerlendirmelerini içeriyor. Raporda, ekonomik iyileşme sürecindeki tehlikelere ilişkin sert
uyarılara yer verileceği belirtiliyor. İngiltere Merkez Bankası geçen hafta büyümeyi teşvik amacıyla 50 milyar sterlinlik nakit aktarımına daha gidileceğini ilan etmişti."
İkinci şiddet dalgası
Times, resesyonun aile hayatını tehdit ederken, bunun şiddet dalgası ortamına sebep olabileceği yolundaki kaygılarını yansıtıyor.
"İngiltere, resesyonun ikinci dalgası olarak uyuşturucu bağımlılığı, alkolizm ve aile içi şiddet vakalarının artması ihtimaliye karşı karşıya.
"Kamu kuruluşlarının performansını izleyen Denetim Komisyonu'nun hazırladığı raporda buna bağlı olarak işsizliğin de artacağı uyarısı yapılıyor.
"Raporda, belediyelerin halkı, işsizlik, iflas gibi çeşitli sorunlara karşı uyarmakta yetersiz kaldığı belirtiliyor ve bunun sosyal sorunları derinleştireceğine dikkat çekiliyor.
"Rapora göre kamu sektöründe çalışanlar üzerindeki baskı da artıyor; sosyal yaşam ve ruh sağlığı alanında çalışan her üç kişiden birinin iş yükü artmış durumda."
Bu sabah tüm gazetelerde dikkat çeken bir diğer konu, "İngiltere'deki en büyük mücevher hırsızlığı" diye nitelenen olayla ilgili gizli kamera görüntülerinin yayımlanmış olması.
'İngiltere'nin en büyük mücevher soygunu'
Daily Telegraph gazetesi, Londra Emniyet Müdürlüğü'nün, geçen hafta başkentin göbeğindeki Graff mücevher dükkanından 43 yüzük, bilezik, kolye ve saati çalıp kaçmayı başaran iki adamı, takım elbiseler içinde dükkana girerken gösteren gizli kamera kayıtlarını yayımladığını yazıyor.
Bu kişiler, dükkan çalışanlarını silahla tehdit etmiş; bir kadın çalışanı kısa süreyle rehin almış, ardından havaya uyarı ateşi açarak kaçmışlardı.
"Soygunun boyutları şimdiye kadar gizli tutuluyordu ancak polis çalınan mücevherlerinin değerinin 65 milyon Amerikan dolarını bulabileceğini açıkladı.
"İngiltere'de bundan önce en büyük mücevher soygunu, 2003 yılında yine aynı dükkanda yaşanmış, ancak çalınan mücevherlerin ederi 35 milyon ABD dolarını geçmemişti.
"Hırsızların en pahalı mücevherlerini çalmış olmalarını dikkate alan polis, bu kişilerin, bu işin pazarını bildikleri ve çoktan ülkeyi terketmiş dahi olabileceklerini düşünüyor."
İngiltere gazetelerinde geniş yer verilen bir diğer konu da Birmanyalı demokrasi yanlısı muhalif lider Aung San Suu Kyi'nin ev hapsi cezasının 18 ay uzatılmış olması.
'Korkunç bir ceza'
"Times gazetesi, "Korkunç bir ceza" başlığını kullandığı başyazısında; Birmanya'nın kararının, muhalif lideri seçimlerden önce susturmayı amaçlayan bir taktik olduğunu söylüyor ve Çin'in, bu demokrasi ihlaline son vermek için ağırlığını
koyması gerektiğini vurguluyor.
"Birmanya'daki cuntanın Suu Kyi'ye verdiği ceza, tam bir utanç kaynağı... Bu, gelecek yılki seçimler öncesindeki ülkede vicdanı susturmayı amaçlayan, zalimce ve adaletten yoksun bir girişimdir.
"Dünya genelinde demokratik ülkeler, cezaya tepkilerini dile getirdiler ve dünyanın en kötü rejimlerinden birine sahip olan bu ülkeye yönelik yaptırımları sıkılaştırma ve yatırımları yasaklama planlarını ilan ettiler.
"Bu tepki, şüphesiz cunta lideri General Than Shwe'yi öfkelendirecek ve uluslararası tepkileri önlemek için beklenmedik bir çaba sarfettiği için şaşırtacaktır da. Zira Suu Kyi'ye aslında üç yıl ağır hapis cezası verilse de; mahkemeye
gelerek General'den özel emri okuyan İçişleri Bakanı, cezanın yarıya indirildiğini ve ev hapsi uygulamasının sürmesine izin verileceğini ilan etmişti. Bu tutum elbette bağışlayıcılık mesajı vermeyi amaçlıyordu ama başarısız oldu. Buna
dikkat etmesi gereken iki ülke ise, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'dir."
Akdeniz diyeti ve Alzheimer
Daily Telegraph gazetesinin haberine göre Akdeniz diyeti ve egzersiz Alzheimer riskini azaltıyor.
"New York'taki Columbia Üniversitesi'nden bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, Akdeniz diyetinin yanı sıra düzenli egzersiz yapan kişilerde Alzheimer hastalığının çıkma riskinin yüzde 60 oranında azalabildiğini ortaya koydu.
"Bu bulgular, sağlıklı bir yaşam tarzının bu yıkıcı hastalığa karşı koruma sağlayabileceği yolundaki giderek artan kanıtları destekliyor. Uzmanlar, bir kez çıktığında tedavi için fazla bir yöntemin olmadığı hastalıkla mücadelede hayati önem taşıdığını vurguluyorlar.
"Dünya nüfusunun giderek yaşlanması sebebiyle Alzheimer vakalarında son yıllarda artış gözleniyor."








