24 Ağustos 2009 Basın Özeti

Yayın tarihi

İngiltere'de İşçi Partisi iktidarı boyunca bakanlar kurulunun etkisinin giderek azaldığı, başbakanın ağırlığının ise zaman içinde arttığına yönelik eleştiriler Guardian'ın manşetinde yer alıyor.

İngiltere'de yayınlanan gazeteler

Guardian'daki habere göre bu eleştiriyi dile getirenler ise uzun yıllar İngiltere'de bakanlar kurulundan sorumlu müsteşar olarak hizmet vermiş dört eski üst düzey bürokrat.

Bu bürokratlar, 26 yıla yayılan bir dönemde üç ayrı hükümet sırasında görev yapmış.

"Tony Blair ve Gordon Brown'lı yıllara yönelik iddialarını kaleme alan müsteşarlar, bu iki liderin de başkanlık tarzındaki yönetim biçiminin, İngiltere'nin anayasal yapısına bir tehdit oluşturduğunu söylüyor."

"Lordlar Kamarası'ndaki bir komiteye bilgi veren yetkililer, İngiltere'nin 'mükemmel bir müessesesi' olarak tanımladıkları ortak kabine yönetimi uygulamasının, başbakanın artan yetkileri karşısında tehdit altında olduğunu söyledi. Eski bürokratlara göre, Brown ve Blair, küçük ekiplerle ve fikirlerini kendilerine saklayarak çalıştılar. İki lider ayrıca özel danışman kadrosunu da büyük ölçüde genişlettiler."

Lockerbie tartışması

1988 yılında bir yolcu uçağının İskoçya'nın Lockerbie kasabası üzerinde düşürülmesi olayından hüküm giyen Libyalı Abdülbasit el Megrahi'nin İskoçya hükümeti tarafından geçtiğimiz günlerde serbest bırakılması sonrası başlayan tartışmalar devam ediyor.

Habere ön sayfasında yer veren Times gazetesi, serbest bırakma kararının İskoçya Ulusal Partisi iktidarını devirebileceğini yazıyor:

"İskoçya'daki muhalefet partileri, adalet bakanı Kenny MacAskill'in verdiği Abdülbasit Ali el Megrahi'nin serbest bırakılması kararı nedeniyle, hükümete yönelik bir güven oylaması süreci başlatmaya hazırlanıyor."

"İskoçya Başbakanı Alex Salmond ise böylesi bir güven oylamasını kaybetmeleri durumunda istifa edeceğini açıkladı. El Megrahi'nin salıverilmesi kararı ve Libya'da bir kahraman olarak karşılanması sonrası, haftasonu boyunca ABD'den ağır eleştiriler gelmişti."

Brown'ın karara etkisi

Daily Telegraph gazetesinde de aynı konu manşette yer alıyor. Manşet: "Başbakan Brown'un Lockerbie suskunluğuna son vermesi isteniyor"

"Bu konuyu Libya lideri Muammer Kaddafi ile bundan altı hafta önce konuştuğu dün gece ortaya çıkan Başbakan Gordon Brown, Lockerbie bombacısının salıverilmesi konusundaki suskunluğunu bozması için giderek artan bir baskıyla karşı karşıya."

"Hem Muhafazakarlar, hem de Liberal Demokratlar, El Megrahi serbest bırakıldığından bu yana İskoçya'da tatilde olan başbakanın, bu konuyu İskoç hükümeti ile görüşüp görüşmediğine de açıklık getirmesini istiyor."

"Bu arada Libya işlerinden sorumlu İngiltere dışişleri bakan yardımcısının İskoçya adalet bakanı Kenny MacAskill'e, serbest bırakma kararına verilen destek olarak yorumlanan ifadelerin yer aldığı bir mektup gönderdiği de ortaya çıktı."

Yunanistan'da yangın

Independent gazetesi Dünya Haberleri sayfasında Yunanistan'ın başkenti Atina yakınlarındaki orman yangınlarına geniş yer ayırıyor:

"Yangın ve yıkım Atina şehir merkezine ilerliyor. Binlerce kişi evlerinden tahliye edildi. Yunan makamları yangınla mücadele için yardım çağrısında bulundu. Korku içinde ve öfkeli bölge sakinleri ise yangının yol açtığı tahribattan hükümeti sorumlu tutuyor."

"Yangına müdahale eden Yunanistan'a ait 20 yangın söndürme uçağına İtalyan uçakları eşlik ediyor. Fransa ve Kıbrıs'tan da takviye yardım bekleniyor. 2007 yılında on gün süren yangınlarda 65 kişinin ölmesi henüz hafızalarda taptaze dururken gelen bu olay, Yunanlıların hükümetin yangınlar konusuna yaklaşımını sorgulamasına yol açıyor."

Afgan seçimi

Financial Times'ın Dünya haberleri sayfasında, 20 Ağustos'ta yapılan Afgan seçimlerine ilişkin haber ve yorumlar var:

"Hamid Karzai cumhurbaşkanlığına yeniden seçilmeyi garantiledi. Üst düzey yardımcılarından birinin dün yaptığı açıklamaya göre öncelik vereceği ilk konu ise Pakistan ile görüşme yolunu açarak iki ülke sınırındaki Taliban direnişini sona erdirme konusunda işbirliği yapmak olacak."

Financial Times'da Afgan seçimi hakkında bir analiz kaleme alan James Lamont ise, kendi ifadesiyle "Silahlı grupların liderleriyle anlaşmalar yapan Karzai'nin tedirginlik yarattığını" yazıyor:

"Bazı Batılı siyaset danışmanları, General Raşit Dostum gibi Kuzey İttifakı liderleri ile varılan anlaşmaların, ülkenin güneyinde seçime katılımın çok az olmasıyla birleştiğinde, kuzey-güney bölünmesini derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor."

"Uluslararası seçim gözlemcileri, Taliban saldırıları ve tehditlerinin, ülkenin güneyindeki Peştun kuşağının seçime katılımını kötü yönde etkilediğini açıkladı. Kandahar ve Helmand gibi vilayetlerde ise katılımın yüzde ona kadar indiği tahminleri yapılıyor. Katılımın azlığı da müstakbel cumhurbaşkanının meşruiyeti konusunda soru işaretleri doğurabilir. Taliban'ın planı da buydu."

"Ancak bu durum aynı zamanda Hamid Karzai'nin güneyli olmaktan ziyade kuzeyli bir lider olduğu algılamasını da güçlendirebilir. ABD Başkanı Obama'nın Afganistan ve Pakistan özel temsilcisi Richard Holbrooke, General Raşit Dostum'un ülkeye dönmesini "ürkütücü bir durum" sözüyle tanımladı."

"Silahlı grupların liderlerinin döneminin kapanması belki barış isteyen genç kuşağın ve Afganistan'ın uluslararası müttefiklerinin arzusu olabilir. Ancak geçen haftaki seçim, Kâbil'e açılan kapıların anahtarının hala eski muhafızlarda olduğunu göstereceğe benziyor."

Sun gazetesi

İngiltere'de günlük tirajı 3 milyon olan bulvar gazetesi Sun'da, Rebekah Brooks'tan sonra genel yayın yönetmenliğine kimin geleceği, Guardian'da yarım sayfalık bir habere konu oluyor:

"Bulvar gazeteciliğinin en güçlü koltuğu olan Sun gazetesi genel yayın yönetmenliği, şu anda yayın yönetmen yardımcılığı yapan dedikodu köşesi yazarı Dominic Mohan'a verilebilir. Sun çalışanları, bu görev Mohan'a verilmezse çok şaşıracak. Ancak gazetenin sahibi Rupert Murdoch hala buna hayır diyebilir."

"Haziran ayında NewsCorp'un İngiltere'deki gazete biriminin başına geçeceği açıklanan Rebekah Brooks'un yerine hala atama yapılmamış olması NewsCorp yönetim kurulu başkanı Murdoch'ın bu isim konusundaki isteksizliğinin bir işareti olabilir."

"Sun gazetesinin genel yayın yönetmenliği için ismi geçenler arasında, Daily Mirror gazetesi genel yayın yönetmeni Richard Wallace ve Telegraph Medya Grubu'nun genel yayın yönetmeni Will Lewis de var."

"Kendisini hükümet kuran ve çökerten güç olarak gören Sun gazetesi, İngiltere'de gelecek yıl yapılacak seçim öncesinde bu nüfuzunu yine hissettirmek isteyecek. Ayrıca resesyonun etkilerinin şirketin pek çok faaliyetinde hissedildiği şu günlerde Sun gazetesi NewsCorp için her zamankinden daha önemli. Gazete, tirajını üç milyonun üzerinde tutabilmek için fiyatını düşürmüştü."