Endonezya'nın genç demokrasisi
- Yazan, Karishma Vaswani
- Unvan, BBC
- Yayın tarihi
Gökyüzünden bakılınca Endonezya'nın başkenti zümrüt yeşili pirinç tarlalarıyla, çelik ve camdan yapılan gökdelenlerin bir karışımı gibi görünüyor.

Burası çiftçilerin ve balıkçıların kenti, ama aynı zamanda bankacıların ve borsacıların da.
Burası aynı zamanda yaşamımın 15 yılı boyunca "evim" dediğim yer. Kente doğru uçarken çocukluğumun anılarını hatırlamaya başladım.
Yer fıstığı soslu kızarmış soya peyniri, tropik fırtınalar sırasında duyulan taze toprak kokusu ve dört gözle beklediğimiz her yıl yaşanan seller... Dört gözle beklerdik çünkü bu seller okulun günlerce kapalı kalması anlamına gelirdi.
Ama Cakarta'da çok şey değişti.
Kentin geniş otoyollarında araba sürerken, manzarayı dolduran seçim ilanları beni hayrete düşürdü.
Cumhurbaşkanlığı adayları, gerçek boyutlarından da büyük fotoğraflarında kibar bir gülümsemeyle duruyor, samimi, güçlü bir karaktere ve tevazuya sahip insanlar oldukları mesajını vermeye çalışıyorlardı.
Geçmişte böyle değildi. Ben Endonezya'da büyürken, gerçek boyutlarında gördüğümüz tek siyasetçi fotoğrafları eski cumhurbaşkanı ve askerî diktatör Suharto ve eşi Ibu Tien'e ait olanlardı.
30 yıldan uzun bir süre boyunca Endonezyalılar Suharto'nun otokratik rejimi altında yaşadılar. Hiç kimse ne Suharto'yu ne de ailesini eleştirebilirdi.
Bugünkü fark çok büyük. Genç Endonezyalılar liderleri hakkında ne isterlerse söyleyebiliyorlar.
Geçen hafta eski okul arkadaşlarımla birlikte bir ulusal televizyondaki seçim tartışmasını izledim.
Tartışma başladıktan birkaç dakika sonra, hep siyasetten çok Prada'nın son ilkbahar kolleksiyonuyla ilgilenegelmiş olan lise arkadaşım Ardiyanti'nin I-Phone'una öfkeyle bir şeyler yazdığını fark ettim.
Merakla arkasından dolaşıp omzunun üzerinden baktım. Popüler sosyal paylaşım sitesi Twitter'a bir mesaj yazdığını gördüm
Mesajda "Gerçek cumhurbaşkanlığı adayları lütfen ayağa kalksın!" diyordu.
Hızlı değişim
Endonezyalılar bugün artık fikirlerini dile getirmekten çekinmiyorlar.
Bu yalnızca Cakarta gibi büyük kentlerin iyi eğitim almış orta sınıfları için geçerli değil.
Cakarta açıklarındaki binlerce küçük ve az nüfuslu adadan birini, Pramuka adasını ziyaret ettim. Orada yerli bir balıkçının 27 yaşıdaki eşi Amina'yla tanıştım.
Endonezyalı öğrenciler, demokrasi için kanlı çatışmaları göze aldıkları dönemde hâlâ okuldaymış. Ölenlerin ve yaralananların fotoğraflarını gazetelerde gördüğü zamanı hatırlıyor.
Yaşadığı köyün içinde yürüdüğümüz sırada bana "Onların anneleri için çok üzülmüştüm," dedi ve ekledi: "Bizim özgürlüğümüz için savaşan oğullarını kaybetmeleri beni üzmüştü. İşte bu yüzden bizi kimin yöneteceğini seçmek için gidip oy vermemizin çok önemli olduğunu düşünüyorum."
Fakat Endonezya'daki değişimin hızı herkesi memnun etmiyor.
Annas Alamudi, ülkenin genç devrimcilerinden. 1998 yılında devlete ihanet suçuyla itham edilip hapse atılmış. Şimdi İskoçya'da yaşayan 28 yaşındaki Endonezyalı muhalif, bana ülkesindeki yeni demokratik yönetim hakkındaki kaygılarından bahsetti.
Alamudi, ordunun siyaset üzerindeki etkisini azaltmak için hayatını riske attığını, ama şimdi Endonezya siyasetinde hâlâ aynı yüzleri görmeye devam ettiğini söylüyor.
Savaş suçu işlemekle itham edilen generaller şimdi cumhurbaşkanı yardımcısı olmak için yarışıyormuş.
"Endonezyalılar'ın belleklerinin çok zayıf olması beni korkutuyor." diyor Alamudi.
Cakarta sokaklarında dolaşırken, pek çok Endonezyalı seçmenlerin aynı kaygıya sahip olmadıklarını gözlemledim.
Geçmişin bazı isimleri ülkenin bugününde yeniden belirmeye başlasalar da siyasetle yakından ilgileniyorlar.
Demokrasi hâlâ burada kendisine bir yol bulmaya çalışıyor, ama çoğu kişinin demokrasinin kalıcı olduğuna inancı tam.








