Bulgaristan'ın 'yeni patronu'

- Yazan, Nick Higham
- Unvan, BBC Muhabiri
- Yayın tarihi
Boyko Borisov’un göz korkutan bir görünümü var.
Bir güreşçinin çok kısa tıraş edilmiş saçları, kalın boynu ve geniş omuzlarına sahip. Ki eskiden bir güreşçiymiş zaten.
Aynı zamanda da itfaiyecilik, karate hocalığı, yakın korumalık ve emniyet müdürlüğü yapmış. Bugün ise son derece başarılı bir politikacı. Onunla mülakat yaptığım gün Bulgaristan’ın yeni başbakanı olması için gereken mazbatayı, ülkenin komünist devirden kalma cumhurbaşkanlığı sarayında düzenlenen küçük bir törenle daha yeni almıştı. Mermer sütunlar, gösterişli merdivenler ve birer ağaç büyüklüğünde avizeleri olan bir bina bu. Ancak cumhurbaşkanlığında değil, Sofya'nın pejmürde belediye binasında buluşuyoruz Boyko Borisov ile. Sofya metrosunun inşasından sorumlu kişi, üst düzey bir İspanyol polis yetkilisi ve ben bir bekleme odasında beklerken, parti içinden bir dizi adam Borisov'un bürosuna birbiri ardısıra girip çıkıyor.
Organize suçla mücadele
Nihayet içeri girdiğimizde Borisov siyasi bir sohbet açma girişimlerimi tersleyen bir edayla yarıda kesiyor ve 'muhabbeti keselim ve konuya girelim' diyor. Beni epey rahatsız eden bu durumun Bulgar yapımcım ve çevirmenim üzerindeki huzursuz edici etkisi ise daha büyük oluyor. Öyle ki mülakatın ardından bana ciddi ciddi kendini iyi hissetmediğini söylüyor. Bu aşılması zor dış görünüm 1990'ların başında Borisov'un işine çok yaramış. Görevden alınmış komünist diktatör Todor Jivkov'un yakın korumalığını yapmış o dönemde. On yıl sonra ise aynı işi bu kez yaklaşık yarım asır süren sürgünün ardından geri dönüp milletvekilliği için yarışan ve ardından da başbakan olan Bulgaristan'ın eski kralı Simeon Sakskoburgotski için yapmış. Borisov kralı o kadar etkilemiş ki o da ona bir devlet görevi vermiş. Mülakatımız sırasında Borisov, sporculuk günlerinden kalma gümüş kupalar, şiltler ve madalyalarını sergilediği vitrinin önünde duran bir koltukta oturuyor. Mülakat bitince ise duvarlarda duran fotoğraflarını bana göstermek istiyor ısrarla. İngiltere'den, Amerika'dan ve Avrupa'dan üst düzey emniyet görevlileri ile çekilen resimler bunlar. Ayrıca FBI ve Europol benzeri yerlerden aldığı ve organize suçla mücadele çalışmalarını öven çerçeveletilmiş başarı belgeleri de var. O dönemde Borisov içişleri bakanlığının genel sekreteri ve Bulgaristan'ın en üst düzey emniyet yetkilisiydi. Bu terfiler de boşuna yapılmamıştı. Ülkesini yolsuzluklardan temizleyeceği sözünü verdiğinde ne kadar ciddi olduğunun ispatı bu başarı belgeleri. Bu yolda ne gerekiyorsa yapmaya kararlı olduğunu söylüyor. Bulgar siyasiler rüşvetçilik gibi kötü bir şöhrete sahip. Ancak Borisov bana, bu yola çıkarken bakan ya da bakan yardımcısı bile olsa, yolsuzluğa bulaşmış hiç kimseyi kollamayı aklından bile geçirmediğini söylüyor. "Brüksel'in bize yüzde yüz güven duymasına ihtiyacımız var" diyor ve ekliyor: "Brüksel'in bizden istediği herşeyi yapacağız. Bulgaristan kadar yoksul bir ülke için Brüksel'den tekrar bir para akışının sağlanması hayati önem taşıyor'' diyor.
Ehliyet parası
Bulgaristan'da yolsuzluğun çok farklı çeşitleri var. Örneğin bir yanda, çoğu eski güreşçiler olan ve mafya anlamına gelen 'mutri' veya 'kalın boyunlu' denen insanlar mevcut. Bunlar servetlerini 1990'ların başındaki komünizm sonrası dönemin anarşik ortamında, güvenlik firması veya sigorta şirketi adı altında haraç şebekeleri yöneterek elde etmiş insanlar. Siyasi muhalifleri zaman zaman Boyko Borisov'un da bunlardan biri olduğu suçlamasını yöneltiyor. Ancak Bulgar bir siyaset uzmanı hiç kimsenin şimdiye kadar bu konuda bir kanıt gösteremediğini söylüyor bana.
'Bulgarlar kendilerini karmaşadan kurtarması için Borisov'a yöneldi'
Ülkede bir yandan da düşük ücretle çalıştırılan kamu görevlilerinin karıştığı yolsuzluklar var. Örneğin para karşılığında işlemleri hızlandıran sağlık çalışanları ya da hız sınırının aşılmasına göz yuman trafik polisleri bunlar. Bu iki uç durum arasında ise adam kayırma, nüfuz ticareti, zimmet, ihale usulsüzlükleri ve açıktan rüşvet alma gibi olaylar yer alıyor. Araştırmacı bir televizyon gazetecisi ile tanışıyorum. Yakın bir zamanda ilgilendiği bir vakadan söz ediyor bana. Sürücülük eğitimi veren ve direksiyon sınavını uygulayan iki ayrı kişi ömründe hiç araba kullanmamış bir adama rüşvet karşılığı ehliyet vermişler. Rüşvetin bedeli ise 300 leva. Yani yaklaşık 80 dolar. Bulgarlar kendilerini işte bu karmaşadan kurtarması için Boyko Borisov'a yönelmiş durumda. Yeni yapılan genel seçimde seçmenlerin yaklaşık yüzde 40'ı GERB olarak bilinen ve Obama'nın sloganlarından birini kullanan Borisov'un partisine oy verdi. Partinin gösterişli televizyon reklamında Borisov çıkıyor ve kameraya bakarak ''Gelin, Bulgaristan'ın başarabileceğini onlara gösterelim'' diyor.
Bekleme oyunu
Mülakatımızın ardından başbakanı yenilenmiş bir okulu ziyaret ederken görüntülüyoruz. Kameramanlardan oluşan bir kalabalığın arasında çocukların başlarını okşuyor, annelerle sohbet ediyor, büyükanneleri kucaklıyor. Popüler olduğuna hiç kuşku yok. Ancak bir önceki başbakan, yani kral da öyleydi. Simeon ülkesini başarıyla Avrupa Birliği üyeliğine taşımıştı. Ancak Emniyet Genel Müdürü Borisov'un tüm çabalarına rağmen yolsuzluğun kökünü kazıyamadı. En son seçimde kralın partisi siyaset sahnesinden tümüyle kayboldu. Simeon da parti liderliğinden istifa etti. Bulgarlar şimdi Boyko Borisov'un kariyerinin akıbetinin de buna benzeyip benzemeyeceğini veya gerçekten de söz verdiği gibi Bulgaristan'ın sorunlarını çözüp çözemeyeceğini bekleyip görecekler.




